Siz kabirdekiler cuma’yı bilir misiniz?

272 Gösterim 1 Nisan 2016 1:24

Fakih Anlatıyor:

-Babam bana şöyle anlattı:
-Salih Meri, cuma gecesi, cuma namazını kılmak üzere mescide gitmek için yola çıktı. Kabristana uğradı. Kendi kendine şöyle dedi:

-Tan yeri ağarıncaya kadar kalayım.

Kabristanın içine girdi. İki rekat namaz kıldı. Bir kabre dayandı. Gözlerine uyku geldi. Şöyle bir rüya gördü: Kabirde yatanlar kabirlerinden çıkmışlar, halka halka olup oturmuş, konuşuyorlar.

Bir de baktı ki,onlardan ayrı, kirli elbiseli bir genç, bir köşede, üzüntülü bir halde oturuyor. Onu yanlarına oturtmuyorlar. Oradakilerin hepsine tepsi tepsi, üzeri mendillerle örtülü hediyeler gelip dağıldı. Herkes kendi tabağını aldı; sonra kabrine girdi. En sonuna bu genç kaldı.

O da üzüntülü bir halde, kalktı; kabre girmek istedi. Hemen ona sordum:

-Hey Allah’ın kulu, sende gördüğüm bu üzüntü neden? Sonra gördüğüm bu hal nedir?

Bana şöyle dedi:

– Ey Salih Meri, sen o tepsileri gördün mü?

– Evet, gördüm, deyince şöyle anlattı:

– O tabaklar, hayattakilerin ölülerine hediyeleridir. Onların adına verdikleri sadaka, yaptıkları dua, cuma geceleri onlara gelir.

Daha sonra şöyle dedi:

– Ben, Sindli biriyim. Anam hacca gitmek istedi; beraber yola çıktık. Basra’ya gelince öldüm. Bundan sonra anam evlendi. Kendisinin bir oğlu olduğunu ve öldüğünü kocasına anlatmadı. Dünyaya daldı. Ne bir işaretle ne de bir sözle beni andılar.

Ölümümden sonra beni hatırlayan kimse olmayınca üzülmek bana haktır.

Sordum:

-Senin ananın evi nerede?

Onun yerini bana anlattı.

Sabah oldu Namazımı kıldım. Sonra gittim. O kadının evini sordum, buldum.

Yanına gittim,izin istedim. Kendimi ona tanıttım, kapıdan:

-Ben Salih Meri’yim, dedim. İzin verdi, içeri girdim.

Şöyle dedim:

-Benim söyleyeceğim söz, senin söyleyeceğin söz hiç kimse tarafından duyulmamalıdır. Böyle istiyorum.

Ona yaklaştım, aramızda bir perde kaldı.

Şöyle sordum:

-Sana Allah’tan rahmet dilerim, çocuğun varmı?

-Yoktur.

Tekrar sordum:

-Daha önce bir çocuğun olmuş muydu?

Derin bir nefes aldı, sonra şöyle dedi:

-Benim bir genç oğlum vardı, öldü.

Bunun üzerine durumu ona anlattım. Ağlamaya başladı.

Sonra şöyle dedi:

-Ey Salih! O benim ciğerparem, kalbim idi. İçim onun yuvası olmuştu. Göğüslerimden ona süt içirdim. Kucağım onun sığınağı idi.

Daha sonra çıkardı bana bin dirhem verdi. Ve şöyle dedi:

-O sevdiğim göz nurum için bunları dağıt. Kalan ömrümde onu duadan unutmayacağım. Onun için sadaka vereceğim.

Gittim, o bin dirhemi dağıttım.

Ertesi cuma geldi. Cumaya gitmeyi istedim. Yine kabristana uğradım.İki rekat namaz kıldım, sonra bir kabre dayandım. Yine dalmışım. Baktım ki, bir cemaat yine çıkmış. Bu arada o genci gördüm. Üzerinde beyaz bir elbise vardı. Sevinçli ve mesrurdu.

-Ey Salih! Allah bizim için seni mükafatlandırsın. Gönderdiğiniz hediye bize geldi.

Ona dedim ki:

-Siz kabirdekiler cumayı bilir misiniz?

Şöyle anlattı:

-Evet biliriz. Havadaki kuşlar bile onu bilir. Cuma günü için birbirlerine şöyle derler:

-Bu faziletli gün için, selam,selam.

 

 

SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞ :

YORUM YAP

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




izmir escort

escort izmir

türk porno

antalya escort

izmir escort bayan

istanbul jigolo

bursa escort

porno izle

mobil porno

takipçi satışı

escort antalya

smmabi.com

şifresiz beğeni

instagram spam atma

travesti porno

escort bayan

eskişehir escort bayan

instagram takipçi hilesi

takipçi satın al

ucuz takipçi satın al

takipçi satın al

instagram takipçi

izmir escort

film izle

takipçi

takip etmeyenler

instagram takipçi

tiktok para hilesi

sinop güvenlik sinop güvenlik kamera sinop şömine sinop samsun şömine