Eski zamanların birinde,
Bir otlakta koyun sürüsü yaşarmış…
Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki çakallar 
Bir türlü rahat bırakmazlarmış onları…
Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye.
Koyunlar sadece bir araya toplandılar mı?
Kolayca defetmesini bilirlermiş o koca çakalları
Gün geçtikçe çakalları almış bir kaygı.
Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor” demiş birisi.
Evet” diye tasdik etmiş diğerleri.
Nereye gideriz” diye düşünürlerken
Bir dakika” diye bir ses duymuşlar gerilerden.
Herkes dönüp bakmış sesin geldiği tarafa.
Sürünün en çelimsiz,
Ama kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan
Koca burunlu Çakal imiş söze atılan.
Hayır” demiş, “Hiçbir yere gitmiyoruz.
Siz bana bırakın, ben hallederim bu işi.”
İnanmamış kimse ona ama
Haydi, bir şans verelim ne çıkar” diye düşünmüşler.
Koca burun çakal  elinde beyaz bayrak gitmiş koyunların yanına.
Koyunların lideri olan kara koyun sormuş ne istediğini.
Koca burun çakal “Saygıdeğer koyun efendiler” diye başlamış lafa:
“Bugün buraya sizden özür dilemek için geldik.
Evet, size defalarca saldırdık,
ama niye biliyor musunuz?
Hep o sizin aranızdaki sarı koyun yüzünden…
Onun rengi gözümüzü kamaştırıyor,
Aklımızı başımızdan alıyor.
Onu gördük mü?
Ne kadar barışsever olduğumuzu unutup
Size saldırıyoruz
Bunların hepsi sarı koyunun suçu.
Verin onu bize, siz kurtulun biz de barış içinde yaşayalım!
Kara koyun, diğer önde gelenlerle görüşmek üzere geri çekilmiş.
Hepsi de sıcak bakmışlar bu teklife.
Bir tek yaşlı benekli koyun”Olmaz” demiş ama
Kimseye dinletememiş sözünü.
Zavallı sarı koyun teslim edilmiş çakallara
Diğerleri üzülmüşler üzülmesine ama elden ne gelir ki!
Bütün sürünün selameti için bir koyun,
gerekliymiş bu…
Gerçekten de günlerce sürüye saldıran olmamış.
Huzur içinde geçer olmuş günleri.
Ama Çakal ya bunlar, ne kadar sabreder ki?
Hele koyun etinin tadını aldıktan sonra.“Acıktık !” demişler
Koca burun , kara koyunun yanına giderek
Selam !” diye girmiş söze:
Gördünüz ya biz çakallar ne denli uysal milletiz.
Yalnız buraya bunu söylemek için gelmedim.
Büyük bir problemimiz var!”
Nedir?” demiş kara koyun merakla.
Şu sizin uzun boylu olanı “ demiş koca burun
Ve devam etmiş:
Öyle uzun boyu var ki
Nereden baksak görünüyor.
O gezindikçe bizim de aklımız başımızdan gidiyor.
Gözümüz dönüyor, sürüye saldırmamak için
Kendimizi zor tutuyoruz.
Gelin verin onu bize bu mevzuyu burada kapatalım.
Eskisi gibi barış ve huzur içinde iki taraf da hayatını sürdürsün.”
Kara koyun yine istişare yapmış sürünün ulularıyla.
Yine sadece benekli koyun olmuş karşı çıkan.
Hepsi de “Verelim gitsin” demişler…
İstişare daha da kısa sürmüş bu defa.
Dışlamışlar Uzun boyluyu sürüden.
Saatler sürmüş zavallının çırpınışları
Ama sonunda o da yenik düşmüş çakallara…
Tekrar tekrar yinelenmiş bu olanlar.
Her geçen gün daha da semirmiş çakallar,
Alabildiğince güçlenmişler.
Koyunlarsa her geçen gün daha da zayıflamışlar,
Seyreldikçe seyrelmişler.
Çakallar küstahlaştıkça küstahlaşıyorlarmış.
Artık bir sebep bile söyleme gereği duymuyorlarmış.
“Verin bize şu koyunu sonra karışmayız” derlermiş sadece.
Zavallı koyunların “Hayır” diyebilecek güçleri kalmamış.
Hepsi birer birer can veriyorlarmış
Çakalların  azgın dişlerinde
Kara koyun da dahil sadece
Birkaç kişi kalmış sürüden ki
Ne oldu bize, ne zaman kaybettik bu harbi çakallara karşı,
Oysa ne kadar da güçlüydük?” diye sormuş biri Kara koyuna
“Biz” demiş Kara koyun, gözleri nemli
Ve sesi pişmanlıkla titreyerek,
Sarı Koyunu verdiğimiz gün kaybettik bu kavgayı!”
*
Nerden mi girdim bu konuya?
Herkes bir masal anlatıyor ya
İşte benim masalım da bu
Uyusun da büyüsün salaklar!
SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞ :

YORUM YAP

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




izmir escort escort izmir türk porno antalya escort izmir escort bayan istanbul jigolo bursa escort porno izle mobil porno takipçi satışı smmabi.com şifresiz beğeni instagram spam atma escort bayan eskişehir escort bayan sinop güvenlik sinop güvenlik kamera sinop şömine sinop samsun şömine