” İşin boyutu değişti “

1.777 Gösterim 10 Eylül 2016 3:09

 

Cumhuriyet Halk Partisi  (CHP) Sinop İl Başkanı Barış Ayhan, partisinin kuruluşunun 93.yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmasında FETÖ’nün devlet kadrolarına sızması konusunda AK Partiyi suçladı.

Barış Ayhan sözlerini şöyle sürdürdü; “15 Temmuz tarihinde anayasal rejimi gasp etmeye, laik demokratik sosyal hukuk devletini yıkmaya yönelen terör eylemini gerçekleştirenlerin, devlet içine sızmış, 2002 yılından bu yana AKP iktidarınca ‘ne istedilerse verilen‘Fethullah Gülen Cemaati’ adıyla bilinen bir terör örgütü olduğu hepimizin malumudur. Yargı ve emniyet güçleri içine sızmış bu yapının yakın geçmişte, kendine bağlı hakim – savcı ve polisler eliyle devlet kurumlarında ve bu arada Türk Silahlı Kuvvetleri’nde sahte delillerle büyük bir tasfiye gerçekleştirdiği de tarafımızca bilinmektedir. Adı geçen örgütün, bu tasfiye sonunda boşalan yerlere kendi kadrolarının yerleşmesini sağladığı görülmüştür. Geçtiğimiz günlerde yaşanan kanlı kalkışmanın, işte bu kadroların oluşturduğu söz konusu terör örgütünün eseri olduğu açıktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bugün FETÖ olarak adlandırılan örgütün elebaşına zamanında methiyeler düzülüp, el etek öpme seferleri düzenlenirken, devletin tüm birimlerine sızmış bu yapının tehlikelerini haykırdık, dinlenilmedi.     Bu karanlık yapı; kendisine bağlı hakim ve savcı görünümlü müritlerinin yargı terörü ile Türkiye ‘yi esir alırken, milli orduya kumpas kurulurken, türlü senaryolarla Türk Silahlı Kuvvetleri tasfiye edilirken, yurtseverler düzmece belgelerle hapsedilip cemaat sirkine dönüştürülen mahkemelerde yargılama tiyatroları oynanırken, bugün bu yapıya beddua edenlerden kimileri o günlerde haysiyet cellatlığına soyunup bayram ederken, ateş olmayan yerden duman çıkmaz naraları atılırken, dönemin başbakanı kaset kumpasları sonrasında ‘bunlar özel değil genel genel’ nidaları atarken haykırdık, dinlenilmedi.    Siyasi iktidara, devletin kritik birimlerini, özellikle yargıyı – polisi – istihbaratı teslim etmemelerini söyledik, bunun tehlikelerini haykırdık, dinlenilmedi.    Devletin en hassas kurumları bu yapıya teslim edildi. Yapmayın diye haykırdık, dinlenilmedi.

YAŞANAN SÜREÇ ENDİŞEMİZİ ARTTIRIYOR

Bu suç ortaklığını hep dile getirdik ve getirmeye de devam edeceğiz. Ancak görülüyor ki, darbe girişimi sonrasında yürütülmekte olan Fethullahçı Terör Örgütü’ne yönelik operasyon, giderek AKP ve Erdoğan muhalifi kişi ve kurumların tasfiye edilmesi sürecine dönüşmektedir.     Yaşamları ve geçmişleri itibariyle Fethullahçı olmadıkları alenen ortada olan eğitimci ve memurların, sırf siyasi görüşleri ve AKP karşıtı sendikalara üye olmaları gerekçeleriyle tutuklanmaları ile başlayıp, Yargıda Birlik Platformuna katılma istemini reddeden hakim-savcıların tutuklanması ile devam eden süreç, tüm muhalif seslerin bastırılmasına doğru evriliyor.   Gerçekleştirilmekte olan bu cadı avı, demokrasiyi dombra eşliğinde bayrak sallamak zanneden AKP’lilerin, kendilerinden olmayana yönelik ne kadar acımasız ve ötekileştirici olabildiklerinin yeni bir göstergesi olmuştur.    Bu vahim kalkışma üzerine, Milli Güvenlik Kurulu’nun tavsiyesi ile Bakanlar Kurulu tarafından Olağanüstü Hal ilan edilmiştir. Fakat Olağanüstü Hal amacı ve kapsamını aşmış; masumiyet karinesi ve savunma hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılmasına, askıya alınmasına, hukuk dışı uygulamalara cevaz veren bir müesseseye dönüşmüştür.    Siyasi iktidarın, olağanüstü hal dışındaki olağan dönemlerde, Anayasaya ve hukuka uygun davranma bakımından takındığı tutum ve uygulamalar, yani ‘demokrasi sicili’, olağanüstü hal içerisinde ne denli hukuka uygun hareket edileceği konusunda ciddi bir endişe yaratmaktadır. Nitekim daha ilk günden, Başbakan Yardımcısının, OHAL boyunca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘askıda’ olduğu yönündeki hukuki içerik taşımayan beyanı, endişelerimizi daha da artırmaktadır. Bu nedenle, ilan edilen olağanüstü hal, amacına uygun ve ölçülü olarak kullanılmalı, hukuka aykırı, taraf olmayanların bertaraf edileceği siyasi bir takım amaç ve işlemler için bir dayanak veya ‘açık çek’ olarak görülmemeli, temel hak ve özgürlükler korunmalı, tüm işlemler hukuk devleti kurallarına uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Bu noktada; soruşturmaların sulandırılması ve üzerinde şaibe yaratılmaya çalışılmasının yargıya duyulan güveni sarsacağı, uzun vadede gerçek örgütçülerin işine yarayacağı hususundaki kaygılarımızı da bir kez daha yineliyoruz.

 

SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞ :

YORUM YAP

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




izmir escort

escort izmir

türk porno

antalya escort

izmir escort bayan

istanbul jigolo

bursa escort

porno izle

mobil porno

takipçi satışı

escort antalya

smmabi.com

şifresiz beğeni

instagram spam atma

travesti porno

escort bayan

eskişehir escort bayan

instagram takipçi hilesi

takipçi satın al

ucuz takipçi satın al

takipçi satın al

instagram takipçi

izmir escort

film izle

takipçi

takip etmeyenler

instagram takipçi

tiktok para hilesi

sinop güvenlik sinop güvenlik kamera sinop şömine sinop samsun şömine