“Senle meselem yok “

1.314 Gösterim 5 Nisan 2018 15:56

Ayancık’ta  “KİLİSE” tartışması iyece alevlendi!

Dün Avukat Sefa Yalın tarafından gündeme getirilen eski cezaevi’nin kilisiye dönüştürülmeye çalışıldığı iddiası üzerine başlatılan tartışma, Başkan Ayhan Ergün’ün Avukat Sefa Yalın’ı isim vermeden ağır sözler ile sert tepki göstermesiyle bugün biraz daha ateş aldı! Sefa Yalın ve ona sahip çıkanlara “ Sapık fikirli”Hasta beyinli zavallı kişiler” diyerek hakaret boyutunda sözleri kendine ait sosyal paylaşım sitesinde yayımlayan  Ayancık’ın AK partili Belediye Başkanı Ayhan Ergün’e cevap gecikmedi.Avukat sefa yalın az önce kendisine ait profilinden Ayhan Ergün’e Hazreti Ali örneği ile cevap verdi ve “Araya nefsimin girmesine müsaade etmeyeceğim”dedi.

İşte Sefa Yalın’ın o paylaşımı:

Sayın Ayhan ERGÜN bir çığır açtınız.
Evet evet bir çığır açtınız, Sinop Merkezde Balatlar kilisesi de dahil olmak üzere, değişik adlarda yıkık dökük harabe vaziyette bulunan birçok kilise kalıntısının, eski kilise mimarisine döndürülerek imar edilmesinin çığırını açtınız.

Kim bir hayra vesile olursa o hayırdan, kim de bir şerre vesile olursa o şerden nasibini alır.

Tarihi iddia ettiğiniz gibi Osmanlı dönemine değil, Bizans dönemine 13. Yüzyıla dayanan Klasik Bizans Mimarisine göre inşaa edilmiş, Hristiyanlık inançlarına göre başmelek Mikail’e adanan Ayancık Archangelos kilisesi, zamanla cezaevi duvarları içinde kalıp harabe haline gelmiş, tamamen insanlarımız tarafından unutulmuş vaziyette iken sayenizde Bizans dönemindeki hali ile imar edilerek, herkese varlığı hatırlatıldı.

Bir şehrin kültür ve medeniyet işaretlerinin en başında, o şehirdeki dini varlıklar olan camiler, medreseler, minareler gibi semboller gelir. Kendisi dindar olmasa bile, bu ülkede yaşayan tüm insanlarımız Müslüman bir ülkede yaşadığını ve kendisiyle atalarının Müslüman olduğunu anımsayarak, kültürel ve medeniyet anlamında İslam’ı benimser. Kendinin ateist olduğunu iddia eden birisi bile, gece mezarlık yanından geçerken içini korku kapladığında euzu besmele çeker.

Bir islam şehri olan Ayancık’ta, bir kilisenin kültür merkezi olarak ta diriltilerek ayağa kaldırılması birçok yönden sakıncalı ve mahsurludur.

1- Henüz faaliyete geçmediği halde Google ve Navigasyon programlarında şimdiden bu yerin cezaevi olduğunun silinerek Archangelos kilisesi olarak yerini almış olması, meselenin zamanla nerelere gideceğini göstermektedir.

2- Turizme kazandırma, Ayancık’a ziyaretçi çekme adına masum düşüncelerle yapılsa bile Müslüman gençlerin islam düşmanlarının çeşitli hile ve desiseleri ile yaptığı operasyonlar neticesinde imani olarak zaafa düşürülerek, misyonerlerce öncesinde insancıl yaklaşımlar ile kendilerine taraftar toplayarak sonrasında hristiyanlaştırılmaya çalışıldığı az biraz inancını hayatının merkezine koyan tüm Müslümanların bilgisi ve sorumluluğu dahilindedir.

3- 5 milyon nüfusu ile Yunanistan kaynaklarına göre 300.000 müslümanın yaşadığı, Müslüman kaynaklarına göre ise 700.000 Müslümanın yaşadığı Atina da bir tane bile caminin açık olmadığını biliyormusun.

Ecdat yadigarı bütün camilerimiz ya zincirlenmiş durumda, ya içkili eğlence mekanları da dahil olmak üzere amacının dışında kullanılmakta ya da kiliseye çevrilmiş durumdadır.

Keza yüzyıllar boyu Müslüman beldesi olan Endülüs-İspanya da kaç tane caminin daha fena akıbeti olduğunu anlatmaya bile gerek yoktur. Hal böyle iken islam beldesinde bir harabe kilise kalıntısının tamir edilerek, kilise mimarisi ile ortaya konması kabul edilemez. Hele ki unun Müslüman halkın parası ile yapılması tüm fıkıh kitaplarının ortak görüşü ile haramdır.

4- Rum ve Hristiyan vatandaşların ilerleyen günlerde baba ve dedelerine ait olduğunu iddia ettiği kilise ve çevresinin zamanla gasp edildiği ileri sürülürek azınlıklara verilen haklar çerçevesinde kültür merkezi diye imar ve ihya edilen eski kiliseyi alıp, bir de din görevlisi atayarak burada faaliyet yapmalarının önü açılmıştır. Bugün için bu durum sözkonusu olmasa da örnekleri birazcın interneti araştırdığında önüne gelecektir.

5- Sinop Merkezde ilçeler ile birlikte kimisi yarım yamalak ayakta, kimisi tamamen çökmüş vaziyette, 20 civarında kilise kalıntısı bulunmaktadır. Bunların tamamı harabe vaziyettedir. Ayancıkta bir kilisenin sizin de katkınız ile eski orijinal hali ile restore edilerek turizme açılması, diğer kiliselerin de onarılıp gün yüzüne çıkartılması için fırsat bekleyen birilerine büyük bir fırsat vermiştir. Artık Sinop şehrinde büyük bir çığır açtınız. Gurur duyabilirsiniz yaptığınız hizmetle.

İnan ki yapılan bu yanlışa mümince tavır gösterip, kalbi ile sana buğz eden o kadar kişi var ki, ancak kurduğun korku imparatorluğu nedeni ile kimse bir şey söyleyemiyor. Anasının rum dönmesi olduğunu hiç çekinmeden söyleyip, Sinop ve Ayancık’ın rumları ile ilgili çalışmalar yapıp, rum vakıfları ile sıkı fıkı ilişkileri olan malum şahıs-şahıslar bile seni destekliyor ise bir kendine dönüp bak ben nerede yanlış yapıyorum diye.

Hakkımda yaptığın hakaret, karalama ve isnatlarla ilgili burada savunma yapmayacağım, Ancak şu hususu da belirtmeden geçemeyeceğim.

Bir harpte Hazreti Ali (r.a.) bir kâfirle çarpışıyor ve kâfir usta bir savaşçı olduğu için bir türlü mağlup edemiyordu. Tam karşı karşıya geldikleri bir sırada Hazreti Ali: «Ya Allah!» diyerek kâfirin üzerine hücum edip yere yatırdı. Çıkıp göğsü üzerine oturduktan sonra hançerini çıkarıp öldüreceği sırada kâfir Hazreti Ali’nin yüzüne tükürdü. Kâfir, bunu Hazreti Ali gazaba gelsin de; daha çabuk öldürsün diye yapmıştı. Hazreti Ali hemen kâfirin üzerinden kalkarak onun da ayağa kalkmasına müsaade etti. Kâfir şaşırmıştı: Ya Ali, ben seni kızdırmak için yüzüne tükürdüm, sense beni tam öldüreceğin sırada serbest bıraktın. Bunun sebebi nedir? diye sordu. Hazreti Ali kâfire şu cevabı verdi: Ben bu harp meydanında Allah rızası için çarpışıyorum… Sen yüzüme tükürdüğün zaman içimde sana karşı bir hissi nefret belirdi, seni öldürmüş olsa idim Allah için değil de nefsime yapılan hakaretten dolayı öldürmüş olacaktım. Bundan dolayı seni öldürmekten vazgeçtim, dedi. Kâfir Hazreti Ali’nin bu âlicenaplığına hayran kalarak İslâmiyeti kabul edeceğini ve İslâm dinini ta’rif etmesini istedi. Hazreti Ali İslâmiyetin şartlarını öğretip adam şehadet kelimesi getirerek müslüman oldu.

Dolayısıyla ben bu mesele ile ilgili tüm eleştirilerimi Allah rızası için yaptım, yine Allah rızası için söylemeye devam edeceğim. Araya nefsimin girmesine müsaade etmeyeceğim. Hz. Ali bir Kafire karşı bile böyle davranırken, Müslüman bir kardeşim olan sana karşı benim boynum kıldan incedir. Hele ki aynı kulvarda siyaset yaptığımız birisi olarak hatandan vazgeçip, tamir edersen problem yok. Biz kardeşlerimiz hata yaptığında söyleyemeyecekmiyiz. Benim seninle bir meselem yok, benim meselem yapılan işle ilgili. Yaptığın isnatlar ile ilgili hükmü ise Allah c.c. verecektir.

 

 

 

 

 

SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞ :

YORUM YAP

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir