IŞİD’in 20 Temmuz 2015 Suruç saldırısından bu yana Türkiye’de 6 adet büyük canlı bomba saldırısı oldu.

Bunlardan dördünü IŞİD, ikisini PKK düzenledi.

Hepsi de sivillere, masum halka ve turistlere yönelikti.

Toplam 214 kişi öldü.

159 kişiyi IŞİD, 55 kişiyi de PKK öldürdü.

IŞİD saldırıları üstlenmedi ama saldırganların IŞİD’li olduğu belli oldu, PKK ise TAK filan diye dolaylı üstlendi.

CIA eskisi Henri Barkey, 10 Eylül 2015 tarihli Financial Times’ta PKK’yı kastederek, “Ya seçimlerden aynı sonuç çıkar ya da şehirler havaya uçar!” diye yazmıştı.

Aynı Barkey, 15 Ekim 2015’te ise “Amerika’nın Sesi” radyosuna verdiği röportajda, IŞİD’i kastederek, Ya İstiklal Caddesi’nde bombalar patlarsa, Türkiye ne yapacak?” diye sormuştu!

İsrail’e yakın Amerikalı istihbaratçı Barkey’nin iki tehdit/ kehaneti de doğru çıktı.

10 Mart 2016’da ise ABD’nin iki eski büyükelçisi Morton Abramowitz ile Eric Edelman, Washington Post’ta  Erdoğan gitmelidir, istifa etmelidir diye ortak makale/muhtıra yazdı.

Her iki diplomat da istihbarat ağırlıklı, İsrail’e yakın isimler.

Özellikle Abramowitz, 1996’da Tayyip Erdoğan’ın bizatihi kendisine iktidara geleceğini müjdeleyen isimdi. (Kaynak: 20 Ekim 1996 tarihli Aydınlık Dergisi)

Untitled-1(88)

Bu Washington Post’taki yazıdan sonra bombalı saldırı frekans aralığı sıklaştı.

13 Mart Ankara, 19 Mart İstanbul, PKK-IŞİD paslaşmasını gördük.

Tehditler artıyor ve fakat eylemlerle birlikte olağan şüpheli ABD’ye yönelik kuşkular da doğrulanıyordu.

Son noktayı eski Pentagon yetkilisi Michael Rubin koydu.

Rubin, Washington merkezli, muhafazakar düşünce kuruluşu American Enterprise Institute için kaleme aldığı makalede, Türkiye’de darbe olması durumunda ABD’nin darbe yönetimiyle çalışmaya devam edeceğini yazdı.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Moskova’da Rus denktaşı Lavrov ile görüştü.

ABD ve Rusya, Türkiye’yi Suriye’deki kamplarından gelip vuran PKK/YPG teröristlerine kanat gerdi, Türkiye’nin Suriye’ye girmesine karşı ortak tavır aldı.

Suriye ve Rusya, Palmira’yı IŞİD’den aldığı gün, ABD, Barzani ve Irak ordusu da Musul’a, IŞİD’e karşı harekatı başlattı.

Rusya’nın PKK/PYD desteği, neredeyse ABD ve Avrupalı ülkelerle eş düzeye geldi.

Fransa ve Belçika’daki IŞİD saldırıları sonrası Rusya, AKP yönetiminin IŞİD’e destek iddialarını arttırdı.

AB ise saldırganların Türkiye bağlantılarını gündeme getirmeye başladı.

Almanya’da Erdoğan’ı IŞİD’çi gibi gösteren sokak gösterileri yapıldı. 

Tam da bu sırada Türkiye’de IŞİD’in lideri olduğu ileri sürülen Halis Bayancuk ile 6 arkadaşı, duruşma sonucu serbest bırakıldı.

Reza Zarrab’ın Miami’de tutuklanması da Ankara’nın bölgedeki son umudu olan İran ile bağlantıyı kesecek nitelikte.

Şimdi gündemde iki tez var.

Bir tanesi, ABD’nin “tüm enstrümanları” kullanarak Erdoğan’ı devirme isteğini, diğeri ise devirmek değil ama kolunu bükerek istediklerini yaptırma niyetini ileri sürüyor.

Kimileri, devirme niyetinin kesin olduğunu ileri sürse de “kol bükme” bana daha mantıklı geliyor. Çünkü Ortadoğu’da İkinci İsrail” için bastıran ABD, eski istihbaratçılarına uyarı yaptırırken, hep alternatifini de söyletiyor. Yani “açılıma, çözüme dön, yoksa…” dedirtiyor.

Sam Amca’nın niyetinin bunlardan hangisi olduğunu pek yakında göreceğiz.

 

 

 

 

 

 

SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞ :

YORUM YAP

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir